Okunma Sayısı 420

Yazmanız için göbek şov mu lazım.

Yazmanız için göbek şov mu lazım.

Yazmanız için göbek şov mu lazım

Yetişme tarzımız ve aldığımız kültür ışığında kültürün vazgeçilmezi olan dile çok önem veririz. Yetmişli yıllarda Türkçemize sokulmaya çalışılan o zamanki adıyla “uyduruk” kelimelere hep karşı gelmişizdir. Hatta bazı kelimeleri yazmak komik olacak ama kişinin görüşünün göstergesiydi. Mesela yazılı sınavda milliyetçi muhafazakârlar ‘CEVAPLAR’ diye başlardı. Sol görüşlü kardeşlerimiz ise (o günler geri gelmesin o zamanki tüm gençlerin sağıcısının, solcusunun vatan sevgisi tartışılmazdı. Niye kavga ettirildiler yeni anlıyoruz)  ‘YANITLAR’ diye başlardı. Sol görüşlü hocaya cevaplar diye yazmak, diğer hocaya yanıtlar diye yazmak yürek isterdi.

Ama çok azda olsa halk tarafından benimsenen kelimelerin olmasının yanında çok komik kelimeler de vardı. Biz o zaman literatüre giren ama ölü doğan kelimeleri söyler gülerdik. Hatta fen bilgisi hocamız “Benim anama ‘doğurgaç’ diyenin ağzını yırtarım” sözleri hafızalarımızdadır.

Emperyalizmin kılıktan kılığa girerek, her çeşit yolu deneyip kültürleri soysuzlaştırarak ta namahrem yerlere kadar gelmekte yarışadursun yerleşik düzende subaşındakiler ve aveneleri onlara uşaklık yapmada yarışmaktadırlar.

Şarkı ve dizilerin büyük bölümü “Tuvalete gittim işimi bitirip elimi yıkayıp geldim” türünden. Acı ama bu tür çalışmalar o kadar pirim yapıyor ve medyada konuşuluyor ki gençlerin adeta o tarafa sevgi duymasına çalışılıyor. Toplumumuzda Türkçeyi severek konuşan sayısı neredeyse azalıyor.

Bütün bu gerçekleri acı bir şekilde yaşadığımız şu günlerde seversiniz sevmezsiniz. Yeri geldiğinde öcü gibi baktığınız birileri de bu kültüre bu dilimize bir katkı sunmuşsa,

“Vatan-Millet-Sakarya” dediğinizi hatırlayıp takdir edin.10 yıl önce Edirne’den öteye geçiremediğimiz dilimizi şimdi tam 135 milletten en az 1500 çocuk bağıra-bağıra TÜRKÇE konuşuyor. Tirajı bol gazetelerde ve reytingi çok TV’lerde neden bahsedilmiyor? Sizce neden?!

Saygılar sunarım. Av. Cavidan Yılmaz

 

Yazmanız için göbek şov mu lazım. için 10 cevap

  • Saygıdeğer Sadık bey, Değerli yorumlarınıza katılmamak mümkün değil. Sizin de açıkladığınız gibi sorun şartlanmada. Millete mal olmuş kelimelerin yerine niye zorlama ile yeni kelime üretmeye çalışıyoruz. Tüm yabancı kelimelere aynı hassasiyeti göstermemiz gerekirken bazılarına niye hassas davranıyoruz. Yunus Emrenin yaşadığı 13.Yüz yılda konuştuğu Türkçe sonra niye konuşulmadı. Viyanadan Çine kadar konuşulan bir dil olmakla öğündüğümüz dilimize İstanbul ve başka illerimizde niye özen gösterilmiyor. Niye yozlaşıyoruz….. Selam ve saygılar..

  • Değerli hemşerilerimin Türk Dili konusunda göstermiş oldukları duyarlılığa aynen katılıyor ve ileri sürdükleri görüşlerinden dolayı kendilerini kutluyorum. Dil, milletler için ya da yeni deyimiyle uluslar için en önemli ve değerli ubsurların başında gelir.

    Ne yazık ki bizim kuşağımız, bu konuda en büyük sıkıntılara maruz kalmıştır. Çünkü bir tarafta Türkçe ile fazla ilgisi olmayan Arapça ve Farsça temeline dayalı bir Osmanlıca, diğer tarafta ise uyduruk denilebilecek sözcüklerden oluşturulmaya çalışılan Türk toplumuna yabancı bir dil karmaşası. Bereket versin ki bizler doığru olanı seçmeyi başarabildik ve bize saçma gelen sözcükleri benimsemeyerek, üretilen sözcükler arasından dilimize ve kültürel yapımıza uydun düşenleri kullanmayı başarabildik. Nasıl ki, bir zamanların uyduruk sözcüklerine kendimizi alıştırmadıysak, bundan sonra da dilimizde yeni baştan yaratılmak istenen yozlaşmaya karşı çıkacağız.

    Ne yazık ki bu konuda gereksiz tartışmaların yapılmasına tanık olmaktayız. Örneğin; “millet-ulus, milli-ulusal, milliyetçilik-ulusalcılık” ve benzeri birtakım sözcüklerin kullanılmasında tartışmalar yapılmaktadır. Oysa önemli olan bu konularda ısrarcı olmak değil, halkın güncel yaşamında yer alan sözcüklerin kullanılmasıdır. Kelime yerine “sözcük”, sözcük yerine “kelime” denilmesinde nasıl bir sakınca olabilir ki… Güzel konuşuyor görünme hevesiyle birtakım ağdalı sözcüklerin kullanılması gerekmiyor ki !..

    Nitekim Türk Dil Kurumu da yaptığı çalışmalarında, Türkçe sözcük üreteceğiz diye yaratılan dil karmaşasına ve uyduruk sözcüklerin kullanılmasına sıcak bakmamaktadır.Milli Varlığımızın ebn büyük unsuru olan dilimize gereken özeni gösteren herkese en derin saygılarımı sunuyorum.

  • Cavidan Bey; Dil konusundaki fikirlerinize aynen katılıyorum.O kanun maddesi ile fetva talep yazınızı nükte olsun diye yazdım. Bugünkü Türkçemize çevirirsek : “Bir askerin, sulh (barış) zamanında günlük istihkakı (hak edişi); hızır gününde, dini bayramlarda ve resmi bayramlarda aşağıda yazılı olduğu gibidir.(Aşağıda yazılmıştır)”

    “Beş vakit namazını hiç aksatmadan devamlı kılan bir kimsenin binek hayvanı yönünü KIBLE’den başka bir yöne çevirirse ne lazım gelir ?” Selam ve saygılar.

  • Çok teşekkür ederim. İtiraf ederim ki bende bazılarını anlamadım.Hiçbir milletin geçmişi ile bağı bizimki kadar koparılamaz. Kendi öz dilimizi tabiki kullanalım ama bu bir gecede olmayacağı gibi İngilizce Fransızca latin….. kelimelere evet iş arapça kelimeye geldiğinde allerji kapmanın kültürde yeri yoktur. Dil o kadar canlı ve dinamik ki güçlü olanın bilim dilini,etkileşim dilini hemen alıyor. Kendi dilimizi çok seviyorsak çok kullanacağız güçlü olup yeni icatları kendi dilimizde literatüre geçirip etkileşim alanında söz sahibi olacağız. Bir gecede ben yaptım olduyla olmaz. Aksi takdirde bizi TEK OTURAKLI GÖTÜRGEÇE BİNDİRİRLER.. Selamlar,Saygılar.

  • Cavidan Bey; O zamanın yazı dili olan Arapça-Farsça kelime ve terkiplerden müteşekkil 14.09.1330 tarihli Tay’inat Ve Yem Kanunu’nun bir maddesine bakalım.”Bir neferin vakd-ı hazarda tay’inat-ı yevmiyesi; ruz-ı hızırda, eyyam-ı mübarekede ve eyyam-ı resmiyede berveçh-i atidir”
    Bir fetva talep yazısı; “Musallinin dabbesi kıbleden inhiraf ettikde ne lazım gelir ?
    Mirac Kandiliniz mübarek olsun.

  • İbrahim Bey abiciğim, Konuyla ilgili geniş bilgi birikiminizi bizimle paylaşmanız güzel. Ceza hukuku hocamız Prf.Sulhi Dönmezer Derste ” Çocuklar beraat yerine paklanmak kullanıyorlar (kendine has el işaretini de yaparak) bu kelimenin yerini nah tutar” diyerek bizi kahkahaya boğmuştu.

  • Sayın Hilmi Kıhtır, ilave edilebilecek daha bir çok yeni kelimeler var ama, bunlar artık halk tarafından tamamen kabul görerek kullanılmaktadır: Örneğin (mesela), Yargıtay (Temyiz Mahkemesi), Danıştay (Şura’yı Devlet), istem dava dilekçelerinin son bölümü (netice-i talep), yargıç (hakim) sorgu hakimi (mustantık)… Fakat Rahmetli Odr.Prof.Dr.Hıfzı Veldet Velidedeoğlu’nun 1970 li yıllarda Türk Medeni Kanunu’nu Türkçeleştirirken “Zilyetlik” kelimesinin yerine kullandığı “Elmenlik” kelimesi halk tarafından kabul görmedi. Eskiye dönersek, 1930 lu yıllarda mebus-milletvekili yerine kullanılmak istenen savlav, kibrit yerine yanak, kalem yerine yazgıç, anahtar yerine açkı gibi daha bir çok kelime kabul görmedi.

    savlav, kibrit yerine “yanak”, kalem yerine “yazgıç”, anahtar yerine … gibi bazı kelimeler

  • ¨Hilmi Keyhıdır

    değerli yorumcular birde son dönemlerde töredi,ÇALIŞTAY onuda notlarınıza alınız.( ÇALIŞTA’YI)

  • İbrahim bey,değerli yorumlarınız için teşekürler.Kültür insanın anlaşmasında yaşamasında tüm hayat faaliyetlerinde özünü devam ettirerek yaşarken kendisini rahat hissettiği değerlerin tümüdür. İnsanın kendisini doğurup büyütene sadece o fiili yaptığı için değil onlarca kitap yazsak anlamını tam veremeyeceğimiz bir kelime olan ANA yerine anasına O o kadar mesai harcayarak DOĞURGAÇ demenin veya dedirtmenin anlamı varmı.? Babayada tabi doğurtgaç…

  • Sayın Cavidan Yılmaz, Bir milletin varolabilme şartlarının birincisi olan dil konusunun önemini sade ve güzel bir şekilde kaleme almışsınız. Ellerinize sağlık. Hukuk diliyle ifade edersek keenlemyekun olan kelimelerden bazı örnekler; ulusal düttürü, ulusal otlangaç, tütünsel dumangaç, çok oturgaçlı götürgeç, gökkonuksal avrat, açkı, savlav,(1930 lu yıllarda bulunan bir kelime) yanak-bildiğimiz yanak değil-, yapıt, yazgıç…

Buraya Yorumunuzu Yazın